Yazılarımız

DÖNÜŞEREK MUTLU YAŞAMAK

 

Dönüşerek Mutlu Yaşamak
Eskiden etrafımızdaki insanlara hatırlarını sorduğumuzda karşılığında; iyilik, güzellik, her şey yolunda şükür gibi ya da en fazla bir iki sıkıntısını dile getiren yanıtlar alıyorken, şimdilerde kime dokunsak bin dert işitiyoruz.

Farkında mısınız, son zamanlarda birçoğumuz arka arkaya yaşanan sıkıntılı, zorlu bir süreçten geçiyoruz. Eskiden etrafımızdaki insanlara “ne haber,nasılsın?” diye sorduğumuzda karşılığında; “iyilik,güzellik”, “herşey yolunda şükür” gibi ya da en fazla bir iki sıkıntısını dile getiren yanıtlar alıyorken, şimdilerde kime dokunsak bin dert işitiyoruz.

“Şu sıkıntıyı da atlattım oh be” cümlesi daha ağzımızdan çıkmadan bir diğeri,sonra bir diğeri daha arka arkaya tokat gibi iniyor adeta.

Geçmişte farkında olmadığımız ya da farkında olup reddettiğimiz, iyileştirmeyi ertelediğimiz negatif duygu ve düşüncelerimiz, sanki hepsi birden anlaşmış gibi elele verip zihnimizden sözlerimize, davranışlarımıza ve dolayısıyla yaşamımıza yansıyarak ortaya çıkmaya ve bizi hem bireysel hem de toplumsal olarak çatışmadan çatışmaya, bir acıdan diğer bir acıya doğru götürüyor.

Bunun bir nedeni değişime olan direncimiz. Gerçek şu ki; kibir, kıskançlık, sahip olma duygumuz, bağımlı olduğumuz  eşimiz, çocuğumuz, arkadaşımız, ailemiz, işimiz, paramız, mal mülkümüz, şöhretimiz gibi egomuzun yarattığı ne varsa farkedip temizlemeden, dönüştürmeden ve arınmadan asla mutlu olamayacağımız.

Genellikle bizler işe yaramayan ve bizi üzen düşünce kalıplarımızı farketmek, değiştirmek ya da dönüştürmek yerine, karşımızdakini değiştirmeye çalışmak için stratejiler, taktikler geliştirerek kendimizi kandırıp dururuz. Çünkü bunun, kendimizle yüzleşmekten daha kolay olduğunu zannederiz!

Bir danışanım yaptığımız seans sırasında eşinin çok sosyal, akıllı, zeki ve güzel bir kadın olduğundan bahsediyordu. Ama eşine hiç güvenmiyor, sürekli onu sorularıyla kendi tabiriyle çaktırmadan sorguluyor, neredeyse zamanının çoğunu eşinin gittiği yerleri, görüştüğü kişileri hatta sosyal medyada ne yapıp ne yapmadığını kontrol etmekle ve eşini kısıtlamaya çalışmakla geçiriyordu. Bu duygu ve davranışlarının artık dayanılmaz paranoyak bir boyuta geldiğini ve çok acı çektiğini söylüyordu.

Ona “eşinizin sizi aldattığını mı düşünüyorsunuz?”diye sorduğumda “aslında gördüğüm, tanık olduğum hiçbirşey yok ortada. Ama eşime güvenmiyorum.” dedi. Seansın sonlarına doğru kendisine şunu sordum; “Siz de eğitimli, iyi bir kariyeri ve maddi olanakları olan, zeki  birisiniz. Etrafınızda size ilgi duyan kadınlar var mı?” Yanıtı beklediğim gibiydi; ”Aslında evet çok kadın var etrafımda. Bana adım atıyorlar ve ben de bazen kayıtsız kalamayıp ilgilerine karşılık veriyorum!“ Yani sadakatli davranışlar sergilemek yerine, karşısındakini sadık olma konusunda baskılamaya çalışarak kendini hırpalıyordu. Oysa kendi davranışını değiştirdiğinde acısı son bulacaktı.

Her zaman olduğu gibi davranışı değiştirmenin yolu, bu davranışın kaynağını bulmaktan geçiyordu.Yaptığımız çalışma sırasında danışanım, çocukluğunda babasının annesine sürekli söylediği bir repliği hatırlamıştı “sana hiç güvenmiyorum !” … Bilinçaltındaki kadınlara güvenilmemesi gerektiği konusundaki negatif düşüncesi yaşamını kabusa çevirmişti.

Bu sağlıksız düşüncesini dönüştürdükten sonra acısı ve takipçiliği son bulmuştu…

Yaşadığımız üzücü olayların bir diğer sebebi de, şu an ya da geçmişte yaptıklarımızın bedelini ödüyor olmamız. Kısacası zaman karmik borçlarımızı ödeyip, bakiyeleri sıfırlama zamanı.

Eğer bir arkadaşımız randevularına sürekli geç geliyorsa ve buna öfkeleniyorsak biz kimi beklettik acaba?

Bir tek açıklama yapılmadan işten çıkartılıyorsak biz kimi sessizce yaşamımızdan çıkardık?

Yardım talebimiz reddediliyorsa, bir zamanlar kime yardım elimizi geri çevirdik?

Ya da haksızlığa uğradığımızı düşünüyorsak, kime bilerek ya da bilmeyerek haksızlık yaptık?

Biri bizimle inatlaşıyorsa ve bu bizi çileden çıkartıyorsa, bizim inatçı olduğumuz noktalar acaba hangileri?

Mevlana’nın “Dün akıllıydım dünyayı değiştirmek istedim, bugün bilgeyim kendimi değiştiriyorum” sözü ne güzel özetliyor hepsini…

Sevgi ve ışıkla …